Osmanlı İmparatorluğu’nun Hayvan Sevgisi

Üç kıtada 600 yıl boyunca hüküm süren büyük Osmanlı İmparatorluğu, söz konusu hayvanlar olduğunda bugün bile şaşırtıcı gelecek yoğun sevgisi ve duyarlılığıyla göz dolduruyuordu.

osmanlı hayvan

Osmanlı ve hayvan sevgisi dakikalarca anlatılmaya değer. Tüm tarih kitaplarında kendine genişçe yer bulan ve namı deniz aşırı ülkelere dek uzanan Osmanlı İmparatorluğu 3 kıtada yüz yıllar boyunca egemen olmasıyla ve savaşçı yönüyle tanınırdı. Oysa bu yazımızın konusu bir çoğunuzu şaşırtacak. Bu yazıda Osmanlı’nın hayvan sevgisine değineceğiz. İçinde bulunduğumuz çağdan yıllar öncesinde bu kadar yoğun bir hayvan sevgisine rastlamak bir hayvan sever olarak seni de çok mutlu edecek.

İLK HAYVAN HASTANESİ: GURABAHANE-İ LAKLAKAN

Günümüzden taa 200 yıl önce, henüz dünyanın hiçbir yerinde yokken, Türkiye’de bir hayvan hastanesi açılmıştı. Bursa’da: Gurabahane-i Laklakan… Bu hastane 19. yüzyılda başta sakat leylekler olmak üzere tüm göçmen kuşların bakımının yapılması amacıyla kurulmuştu. Ülkemizin ve hatta dünyanın ilk hayvan hastanesiydi. İsmini Türkçe’ye “Leylekler Bakım Evi” veya “Düşkün Leylekler Evi” olarak çevirmek mümkün.

AVRUPA’DAN FERSAH FERSAH İLERİDE

Topraklarımızı gezen Avrupalı seyyahlar seyahatnamelerinde Osmanlı ‘nın hayvan sevgisinden detaylıca bahsederlerdi. Bakımları için kurulan vakıflar, tedavi merkezleri, koruma kanunları Avrupalı gezginler için hayranlık uyandırıcıydı.

O dönemlerde Avrupa’da hayvanları korumaya ve gözetmeye yönelik hiçbir kanun yoktu. Üstelik Paris’te kedilerin sokaklardan toplanıp yakıldığı ve bu acımasızlığın kutlandığı karanlık bir dönem hüküm sürüyordu. Yani o yıllarda pek çok konuda olduğu gibi hayvan sevgisi konusunda da Avrupa’dan oldukça ileride olduğumuzu söyleyebiliriz.

DÜNYANIN EN GÜZEL MESLEKLERİNDEN: MANCACILIK

Mancacılık, Osmanlı İmparatorluğundaki hayvan sevgisinin meslek haline gelişi gibi düşünülebilir. Halk, Mancacılar için bir miktar yem satın alırlardı ya da ona doğrudan yem parası verirlerdi.  Böylece sokak hayvanlarını düzenli olarak böylece mancacılar da herkes için onları güzel güzel beslerdi. Mancacının öteki önemli görevi ise soğuk kış günlerinde dağda kalan kurt, tilki, çakal gibi yabani hayvanlar yiyecek bulamadıklarında aç kalarak telef olmasın, hatta şehre inmesin diye dağın eteklerine et ve kemik gibi yiyecekler koyarlardı.

AĞIR CEZALAR

Bugünün tersine, Bacalardaki leylek yuvalarını ve hepten kuş yuvalarını bozmak ‘günah’ sayılırdı.  Büyük baş hayvanlar, yaşlanınca satılmaz, ölene kadar iyi bakılmaları için maaşa bağlanırlardı.

Hayvanlara yönelik duyulan yoğun sevgi bunlarla da kalmıyor. Kimi bireyler vasiyetnamelerde ebeveynlik yaptıkları hayvanlara için bir miktar pay bile ayırırlardı. Muhtaç olan hayvan bakımları için bağış yapar, kasaplara et için altın bırakırlardı.

Şimdi bugünden bakınca ne kadar uzak geliyor değil mi? Umarız yine o eski günlere döneriz. Umarız!

 

Paylaşan heymypet